HOŞGELDİNİZ

24.7.2008 - Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...

Kategori: HIKAYE

Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu:'Çikolatalı pasta kaç para ?''50 Cent.'Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:'Peki, Dondurma Ne Kadar ?''35 Cent.' dedi garson kız, sabırsızlıkla. Dükkan da yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki... Çocuk parasını bir daha saydı ve'Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?' dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent'lik bahşiş duruyordu..

Alıntı

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

1.4.2008 - AYAKKABICI

Kategori: HIKAYE

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar çok sayılmazdı ama küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle... Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:

- "Küçüüük!" diye seslendi. "Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!"

Çocuk, ona dönerek:

- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti. "Ama benim bir bacağım doğuştan eksik".

- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı."

Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:

- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi."

Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:

- "Anlayamadım!" dedi. "Neden öyle olsun ki?"

- "Çok basit!" dedi adam. "Eğer vicdanımız yoksa cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa problem değil. Zaten orada tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler..."

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar hafiflemiş gibiydi.

Adam, vitrini işaret ederek:

- "Baktığın ayakkabı, sana yakışır!" dedi. "Denemek ister misin?"

Çocuk, başını yanlara sallayıp:

- "Üzerinde 30 lira yazıyor" dedi. "Almam mümkün değil ki!"

"İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!" dedi adam. "Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder."

Çocuk biraz düşünüp:

- "Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!" dedi. "Onu kim alacak ki?"

- "Amma yaptın ha!" diye güldü adam. "Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım."

Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı.

Adam, devam ederek:

- "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu.

- "İkiye gidiyorum!" diye atıldı çocuk. "Üçe geçtim sayılır."

- "Tamam işte!" dedi adam. "5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!"

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek:

-"Benim satış işlemim bitti!" dedi. "Sen de bana, bunu satsan memnun olurum."

- "Şaka mı yapıyorsunuz?" diye kekeledi çocuk. "Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?"

- "Sen çok cahil kalmışsın be arkadaş..." dedi adam.

"Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30 - 40 lira eder."

Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya olmalıydı bu.

Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:

- "Bana göre 20 lira yeterli." dedi. "İndirim mevsimini başlattınız ya!"

Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.

Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu.

Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:

- "Babam haklıymış!" dedi. "Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok! demişti."

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

22.3.2008 - GÜNÜN HİKAYESİ

Kategori: HIKAYE

Günün Hikayesi

ODTÜ İşletme'nin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü Muhan Hocanın Strateji Yönetimi dersinin ilk saati öğretim üyelerinin bile katılımıyla geçer ki her senesi ayrı ilginçtir. Derslerinden birinden bir anekdot:
 
Muhan Soysal tepeg
öze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama tarzı zaten kübik olan sürrealist  resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az şey vardır. Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen bişey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka bişeyler daha.

 

 

5-10 dakka hiçbişey söylemeden sınıfı izleyen hoca, birazdan Picasso'nun resmini alıp Meninas'in bir resmini koyar. Bu resimde sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları onun saçını tararken yerde köpeği yatmaktadır. Ve babası arkasından ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

22.3.2008 -

Kategori: HIKAYE

 

Ancak ikinci resmi görünce Picasso'nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Meninas'in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu farkeder tüm sınıf.
 
Ve Muhan Soysal hi
ç unutamayacağımız dersini verir:
 
"Hayatta hi
çbirşey Meninas'in resmi kadar belirgin ve net değildir. İş hayatı gerçekleri size Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak  gösterir. Picasso'nun resmine bakıp, Meninas'in resmini görebilenleriniz  başarılı olacak, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek."

 

 

 

 VE SON SÖZ......

Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın
Bir günlü
ğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin
Bir ayl
ığına mutlu olacaksanız, evlenin
Bir y
ıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun
Tüm ya
şam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin...

 

 

                                                                                        ÇİN ATASÖZÜ

 

ALINTI

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

16.3.2008 - SARI KIZ

Kategori: HIKAYE

SARI KIZ

 

Yaşlı bir çiftçi trafik kazasında mağdur olduğu gerekçesiyle, mahkemede
savunma yapmaktaydı.
Kazaya sebep olan nakliye firmasının avukatı sordu:

-Kaza yerine gelen polis ekibine "İyiyim" demediniz mi?

Çiftçi ifadesine başladı:
-Traktörümün arkasında besili ineğim sarıkız ile birlikte giderken, bu
nakliye şirketinin kamyonu......

Avukat sözünü kesti;
-Ayrıntıları sormuyorum, yalnızca şu soruya cevap verin.
Kaza yerine gelen polis ekibine "İyiyim" Dediniz mi? Demediniz mi?

-Şimdi efendim, biz sarıkız ile birlikte giderken........

Avukat yine çiftçinin sözünü kesti ve hakime dönerek:
-Efendim, Bu adam kaza yerine gelen polis ekibine, kendisine durumunu
sorduğu zaman "Çok iyiyim" demişti.
Şimdi aradan 3-4 hafta geçtikten sonra mağduriyetini öne sürerek,
müvekkilimi dava ediyor.
Lütfen kaza sırasında iyi olduğunu söyleyip söylemediği konusunda ki soruma
doğrudan cevap vermesini söyler misiniz?

Hakim:
-Bir dakika. Önce şu sarıkız hikayesini duymak istiyorum.

Çiftçi hakime teşekkür edip, ifadesini sürdürür:
-Bu nakliye şirketinin kamyonu traktörüme çarptığında, ben bir hendeğe,
sarıkız başka bir hendeğe savrulduk.
Sersemlemiş bir halde yatarken, diğer taraftan sarıkızın yanık yanık
böğürmelerini duyabiliyordum.
Belli ki çok acı çekiyordu.
O sırada hemen ordan geçmekte olan polis ekibi durdu ve memurlardan birisi
gidip diğer hendekte yatan sarıkıza baktı.
1 - 2 dakika sonra da tabancasını çıkarttı ve inlemekte olan sarıkızı iki
kaşının ortasından vurdu.
Ardından elinde dumanı tüten tabancası ile yanıma geldi ve bana "Sen
nasılsın Amca" diye sordu.
Siz olsanız ne cevap verirdiniz?

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->
. . . .

Hakkımda

Suskunluğum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var...Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
.

Kategoriler

.
.

Arkadaşlarım

haticeozkan
7x7x7
caferose
runya
busecegunler
murelce
gurcan06
ozlemlehayat
bulmaca01
ekolmany
rockkivilcimi
mutfakgunesi
gykeydiren
odynihal
kartaneleri06
lezzetdefteri
meryemaslan
mutlugul
06gezgin
gezitozu
orgumveben78
esininmasallari
sana34tutsak
havin
yitikozann
lezzetvadisi
ruhucanan
. .
. . . . . website stats . .
.

.
.
doviz
.